Kurban Bayramı'nda kesilecek etlerin nasıl tüketileceği önemli bir sorun. İşte sağlığınızı bozmadan kesilen etleri tüketmenin yolları...
Göztepe Medical Park Hastane Kompleksinden beslenme ve diyet uzmanı Gizem Keservuran, Kurban Bayramı öncesi vatandaşlara, et tüketimi konusunda bazı uyarılarda bulundu.

Keservuran, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sağlıklı bir Kurban Bayramı geçirmenin ilk yolunun veteriner kontrolünden geçirilmiş kurbanlık almakla başlayacağını söyledi.

Kurbanlık kesiminin veteriner kontrolünde ve sağlığa uygun ortamlarda yapılması gerektiğine işaret eden Keservuran, ''Aksi takdirde insan sağlığını bozan mikroorganizmalar ile karşı karşıya kalınması kaçınılmazdır. Etler, uygun koşullarda kesilmez, doğru pişirilmez, uygun sıcaklıklarda bekletilmezse hayvanlardan insanlara tenya, şarbon, tüberküloz, salmonella gibi hastalıklar bulaşabilmektedir'' dedi.

Kurban Bayramı'nda et tüketimine ilişkin de bilgi veren Keservuran, şunları kaydetti:

''Kurban Bayramı'nda yapılan yanlış alışkanlıkların başında, kurban etlerinin kesildikten hemen sonra hatta sabah kahvaltısında tüketilmesidir. Hayvanlardaki mikroorganizmalar kesimden sonra 24 saat içinde ölür ve hayvan ilk kesildiğinde ölüm sertliği olarak adlandırdığımız sertlik de olur. Özellikle mide ve bağırsak problemi olan kişilerin dikkat etmesi gereken bir konu da budur. Etler soğuk ortamda birkaç gün bekletildikten sonra tüketilmelidir. Büyükbaş hayvanların etleri 0 derecede 7-10 gün bekletildiğinde tam yumuşama sağlanır ve etin lezzeti artar.''

Etin doğru pişirilmesinin de önemine vurgu yapan Keservuran, etin lezzeti, kıvamı, kokusu, vitamin–mineral içeriğinin de pişirme yöntemiyle ilgili olduğunu söyledi.

Keservuran, şöyle konuştu:

''Eti en doğru pişirme şekli ise ızgara, haşlama, fırında veya sebzelerle birlikte tencerede pişirme şeklidir. Etlerin çok uzun süre yüksek ısıyla temas etmesi (kızartma, kavurma veya mangal-barbekü şeklinde pişirme) çeşitli kanserojen maddelerin oluşumuna neden olmaktadır. Ayrıca mangalda pişirme sırasında etin dış kısmı hızlı şekilde pişmekte, proteinler katılaşmakta ve etin iç kısmı çiğ kalmaktadır. Etlerin az pişmiş veya çiğ tüketilmesi etin kalitesini düşüreceği gibi, besin zehirlenmelerine de neden olabilir. Et ile yapılan yemeklere ise ayrıca yağ eklenmemelidir. Özellikle kuyruk yağı, iç yağı  gibi yağların kullanımından kaçınılmalıdır. Etler ızgarada pişirilecekse vitamin kaybını önlemek ve kanserojen madde oluşumunu engellemek için etler ateşten 15 santimetre uzakta olmalıdır ve kömürler kor halini aldıktan sonra etler pişirilmelidir.''

KRONİK HASTALIĞI OLANLAR NE YAPMALI?

Kronik hastalığı olanların, bayramda eti fazla kaçırmamaları gerektiğine de işaret eden Keservuran, ''Kurban Bayramı'nda özellikle şişmanlık, kalp-damar hastalığı, diyabet, hipertansiyon, mide-bağırsak rahatsızlığı olan bireyler ve yaşlılar beslenmelerine dikkat etmek zorundadırlar'' diye konuştu.

Keservuran, kronik hastalığı ve beslenme tedavisi alan bireylerin Kurban Bayramı'nda öğünlerde tüketmeleri gereken miktarları aşmamaları gerektiğine de dikkati çekerek, şöyle devam etti:

''Kırmızı et, doymuş yağ, kolesterol içeriği oldukça yüksek besindir. Etin görünür yağları mutlaka temizlenmeli. Son yapılan bilimsel araştırmalar yağlı kırmızı et tüketiminin kan yağlarında ve ürik asit düzeylerinde artışa neden olduğunu göstermektedir. Ayrıca fazla tüketimin kolon, mide, prostat kanseri riskini arttırdığı da bilinmektedir. Bu nedenle haftada 2 kez doğru pişirme yöntemleri ile hazırlanmış kırmızı et tüketimi sağlıklı birey olmada önemli bir adımdır.''

BAYRAMDA BESLENME

Sağlıklı Kurban Bayramı için pratik önlemlerde de bulunan Keservuran, şunları kaydetti:

''İlk öğününüz iki bardak su, ardından hafif bir kahvaltı olsun. Az ve sık aralıklarla doğru besinleri seçerek beslenmeye özen gösterin. Drajeler, çikolatalar, şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlıları veya meyve tatlılarını (elma,  armut, ayva tatlısı) tercih edin. Tabağınızın 4'te 1'ini kırmızı et kalan kısmını ise sebze yemekleri ve salatadan oluşturun. Bunun yanında tam buğday ekmeğinizi tüketmeyi unutmayın. Yanlış seçilen ve fazla tüketilen her lokmanın sağlığınızı olumsuz etkileyeceğini unutmayın. İkramlarla ve fazla yemeyle bozulan barsak hareketlerinizi düzene koymak adına ara öğünlerde meyve tüketimine önem verin. Elma, armut, ayva gibi meyvelerinizi iyi yıkadıktan sonra kabuklu tüketmeye özen gösterin. Bağırsaklarda su tutulumuna neden olan fazla çay ve kahve tüketiminin yerini bitki çaylarına bırakın. Bozulmuş bağırsak hareketlerinizi düzenlemek için vücudunuza yardımcı olun. Öğün aralarında su tüketmeyi unutmayın. Bayram ziyaretine gitmeden önce evinizde yemeğinizi veya ara öğününüzü mutlaka tüketin. Yine de 'Eyvah fazla yedim, kaçırdım' diyorsanız, fiziksel aktivitenizi mutlaka arttırın. Bayramı fırsat olarak görüp seyahate çıkanlar, açık büfelerde dikkatli olun sağlıklı beslenme kurallarını unutmayın.''

KURBAN ETİ NASIL SAKLANMALI?

Kurban etinin nasıl saklanması gerektiğine de vurgu yapan Keservuran, şunları belirtti:

''Etler uzun süre saklanılmak istenildiğinde birer pişirimlik parçalara ayrılarak yağlı kağıda sarılarak, buzdolabında birkaç hafta saklanabilir. Etler dondurularak da uzun süre saklanabilir. Donmuş etler soğuk yerde yani buzdolabında çözdürülür. Çözdürülen etlerin tekrar dondurulması tehlikelidir.''

Bel çevresini zayıflatmak yaş ilerledikçe zorlaşır. Genel olarak hiç kilo almasanız bile yağlar, vücudunuzun bu bölümünde birikir. Oturarak bu yağlardan kurtulamazsınız! Önereceğimiz 5 egzersiz bel çevresi ve gövdenizin zayıflaması sağlar. Sağlıklı beslenme ve 60 ila 90 dakika arasında yapılan egzersizin düz bir karın için en iyi yol olduğu biliniyor. Düzenli egzersiz yapamıyorsanız üzülmeyin, gün içinde kısa periyodlarda yapacağınız egzersizlerle de düz bir karına sahip olabilirsiniz.

Düz bir karına sahip olmak için bunları yapın!

1- Yere yüz yukarı şekilde uzanın ve parmaklarınızı başınızın arkasında birleştirin. Dizinizi çenenize doğru getirmeye çalışın ve bu sırada omuzlarınızı, boynunuzun konumu aynı kalarak yerden yukarı doğru kaldırın. Sol bacağınızı düz tutarak yerden 45 derece açıyla kaldırın ve sağa doğru hafifçe dönmeye çalışın. Yatarak bisiklet kullanıyor gibi düşünebilirsiniz. pedal çeviriyor gibi 12-16 kez bacak değiştirerek uygulayın.
2- Sandalyenin üzerine çıkın ve sıkıca tutunun. Dizlerinizi sırayla kıvırarak çenenize doğru kaldırmaya çalışın, b u hareketi 12-16 kez tekrarlayın.
3- Yere yüz yukarı uzanın. Ellerinizi yanlara düz bir şekilde uzatın. Bacaklarınızın ikizini de 90 derece açıyla yukarı doğru kaldırın ve bacak bacak üstüne atar gibi düz olarak bir süre sabit durdurduktan sonra değiştirin. Hareketi 12-16 kez tekrarlayın.
4- Yere yüz yukarı uzanın. Ellerinizi 45 derecelik açıyla kulaklarınızın yanından düz olarak geriye doğru uzatın. Düz olarak uzattığınız bacaklarınızı 45 derece aralık şekilde kıvırın. Omuzlarınızı kendinize doğru kaldırın.
5- Yere yüz aşağı uzanın. Ayak parmaklarınızın ucunda ve el dirseklerinize dayanarak tüm vücudunuzu havaya kaldırmaya çalışın.

Dahası: Favori şarkılarınızla dans edin. Hava almak için yürüyüş yapın. Çocuklarla elim sende oynayın. Bisiklete binme ve merdiven egzersizleri yapın.


Göbek eriten diyet!


Göbek ve bel çevresinde biriken yağlar çoğu zaman metabolik bir soruna işaret eder. Bu kişilerin çoğunda insülin direnci sorunu vardır.

Az bir kısmında ise tiroid hormonlarının yetersizliği ya da böbrek üstü hormonlarının fazlalığı (Hipotiroidi veya Kuşing hastalığı) vardır. Çok daha seyrek olarak testosteron seviyesinin azalmasıyla birlikte antropoz dönemine girmiş erkeklerde de bel çevresi genişlemesi ortaya çıkabiliyor.

Özellikle son yıllarda göbeklenme ile karakterli kilo almaya erkekler kadar kadınlarda da rastlanıyor. Bunun başlıca nedeni glisemik yükü fazla yiyeceklerin eskisinden daha çok tüketilmesi. Ayrıca alkol kullanımın yaygınlaşması ve hareketsizlik de önemli faktörler. /_np/9521/9309521.jpg

Şekerli yiyecekler ve aşırı beyaz ekmek tüketimi arttıkça da göbek çevresi genişler. Şekerli meşrubatların (1 kutu kolalı içecekte 8-10 kesme şekere eşdeğer şeker olabiliyor) eskiye göre çok daha fazla içilmesi de ciddi bir faktördür. Cips, gofret ve benzeri atıştırmalar, ayaküstü yenen yiyeceklerin çoğu, özellikle fast food menüler sorunu patlama noktasına taşımıştır. Yiyecek listesinde beyaz pirinç, börek, çörek, kurabiye, patlamış mısır ve patates kızartmasının oranı arttıkça göbek bağlayan insanların sayısı da artacaktır.

NE YAPMALI?

Göbek çevresinde biriken yağları eritmenin yolu öncelikle sorunun arkasında yatan insülin direnci, hipotirodi, Kuşing hastalığı gibi sağlık problemlerini çözmekten geçiyor. Ayrıca beslenme yanlışlarından vazgeçmek de şart. Eğer göbeklenme sorununa veda etmek istiyorsanız bol bol sebze yemeye, tam tahıllar ve bakliyatlardan daha çok yararlanmaya, yağsız kırmızı et, beyaz et, yağsız süt ve süt ürünleri ağırlıklı bir beslenme planı oluşturmaya çalışın. Pasta, kek, kurabiye ve benzeri hamur işlerinden, yağlı ve unlu ürünlerden (börek, poğaça, açma), hazır paketlenmiş atıştırmalıklardan (grisini, cips, gofret), çok tatlı meyvelerden ve konsantre meyve sularından, meşrubatlardan, krema, mayonez, kaymak ve benzeri yağlı yiyeceklerden, alkolden kesinlikle uzak durun. Hayatınıza yeniden hareket katmayı, her gün ortalama 8-10 bin adım atmayı unutmayın...

Beslenme konusu abartılıyor mu?

Son günlerde neredeyse televizyonların bütün kanallarında tam bir bilgi karmaşası yaşanıyor. Konu beslenme-bağışıklık sistemi ilişkisi. Doğru beslenmenin bağışıklık sistemini güçlendirmede temel oyunculardan biri olduğu doğru. Bu doğru da öncelikle kötü beslendiğiniz, daha doğrusu yeteri kadar besin temin edemediğiniz durumlar için geçerli. Yani özellikle şu veya bu besini yiyip içerek bağışıklık sistemini 3-5 günde güçlendirivermek sanıldığı kadar kolay bir şey değil.

Narın, domatesin, kefirin, yoğurdun, portakalın ya da kırmızı etin bağışıklık sistemine faydalı olabileceği doğru bir düşüncedir ama herhangi bir besinin bu sistemin şu veya bu oyuncusunu doğrudan etkilediğini gösteren ciddi bir araştırma yoktur. Yapılması gereken sebzeyi, meyveyi, tahılı, bakliyatı ve hayvansal kaynaklı yiyecekleri içecekleri (et, balık, tavuk, yumurta, süt ve süt ürünleri) dengeli bir şekilde tüketmekten ibarettir.
DYT. GÜNEŞ AKSÜS

Bizi ne şişiriyor

Kliniğimizde geçen hafta yaptığımız haftalık değerlendirme toplantısında diyet uzmanlarımızdan birinin hazırladığı küçük bir not dikkatimi çekti. O not kilo programına devam eden hastalardan birinin verdiği bilgilerin özetiydi. Bilgi notunda yukarıdaki soruya şu yanıtlar verilmiş: Meşrubatlar, dondurma, çikolata, unlu tatlılar, alkol, pizza, fast food besinler, gofret ve bisküviler, cipsler, kuruyemişler. Haksız değil!

Kanser vitamin ilişkisi

Herhangi bir organ ya da doku kanserine yakalananların aklına takılan sorulardan biri de herhangi bir vitamin desteğinden faydalanmalarının gerekip gerekmediği, böyle bir destek alacaklarsa nasıl bir yol izlemelerinin lazım geldiğidir.

Bu konuda yazılıp çizilen pek çok şey olsa da üzerinde fikir birliğine varılmış ortak noktalar pek azdır. Hatta bilgisiz ve dikkatsiz davranıldığında vitamin-mineral desteği alacağım derken sorunu içinden çıkılmaz bir hale getirmek bile mümkündür. Özellikle internet ve basındaki bilgilerle bu süreci yönetmek ise son derece sakıncalıdır. Böyle bir durum ile karşılaşanların yapmaları gerekenin “kendilerini izleyen hekimle konuşmak ve onun vereceği yol haritasını uygulamak olmalı” diye düşünüyorum.
DYT. NİLÜFER BAYRAM

Reflüde ameliyat

Kuvvetli asit baskılayıcı ilaçlarla tedavi öncesinde ciddi reflü vakaları için ameliyatlar sıkça kullanılırdı. Ancak etkin tedaviler sonrası cerrahinin rolü değişmiştir. Anti reflü cerrahi hiatus hernisi (mide fıtığı) olanlarda ve alt özofagus sfinkterini kuvvetlendirmede kullanılmaktadır. En sık kullanılan cerrahi yöntem Nissen fundoplikasyonudur.
Cerrahinin sonuçları iyi olsa da yutmada güçlük, gaz ve şişkinlik hissi, sinir yaralanmasına bağlı ishal gibi bazı komplikasyonlar oluşabilir. Bu nedenle hasta seçimi çok önemlidir. ılaçların iyi geldiği genç hastalarda ameliyat kararını hasta, gastroenterolog ve cerrah birlikte almalıdır. Ameliyat öncesi gerekli özel testler mutlaka yapılmalıdır.
PROF. DR. EROL AVŞAR

Menopoz yakın mı: Nasıl anlaşılır?


Adetten kesilmeden önce östrojen hormonundaki iniş-çıkışlara bağlı olarak adet düzensizliklerinin yaşandığı bir dönem vardır. Bu dönem her kadında değişken olmakla beraber 40’lı yaşlarda başlar, yıllarca sürebilir. Yumurtlama zamanının değişken olması, bazen de yumurtlama olmadan geçen periodlar nedeniyle adetler bazen sık, bazen seyrek, bazen kısa bazen uzun veya fazla, bazen de az olabilir.
Menopoz öncesi dönemde uyku bozuklukları ve değişik şiddetlerde, aralıklı sıcak basmaları yaşanabilir. Depresyon veya sinirlilik dönemleri görülebilir, cinsel isteksizlik başlayabilir. Östrojen seviyeleri düşmeye devam ettikçe vajinal kuruluk, idrar ve genital yol iltihaplarına eğilim artar, hatta kemik yoğunluğunda azalma ve kötü kolesterol yükselmesi başlayabilir. Âdetin 3. gününde yapılan hormon testleri, tiroid fonksiyon testleri ve gerekirse yumurtalık rezervini gösteren testler teşhise yardımcı olur.
Bu dönemde bütün testler ve muayeneler, gerekirse biopsiler yapıldıktan sonra, adetleri düzenlemek için progesteron tedavisi yararlı olabilir, Doğum kontrol hapları da hem adeti düzenler, hem sıcak basması ve vajinal kurulukta yardımcı olurlar. ılaç tedavisinden fayda görmeyen aşırı kanamalarda Progesteron içeren spirallerden yarar görülebilir veya rahim içerisinin kürtajla temizlenmesi, histeroskopi ile rahim iç tabakasının pişirilerek veya soyularak ortadan kaldırılması gerekebilir.
DR. ERHAN CANKAT


KAYNAK:hürriyet.com.tr


Bayanlar sizlere özel Dr Gürkan Kubilaydan 3 günlük diyet

1.GÜN
SABAH:1Bardak papatya çayı.örgü peynir 1tane salam 1dilim buğday ekmeği
ARA:10:30 gibi 3 ,4 dilim ananas
ÖĞLEN:4 tane köfte havuç turp ve maydanozdan oluşam salata yağsız
ARA:1 tane poğaça
AKŞAM:Bulgur pilavı taze fasülya ve çaçık hepsinden birer tabak
2.GÜN
SABAH:1 bardak portakal suyu,1tane haşlanmış yumurta,1dilim buğday ekmeği domates salatalık
ARA:3,4 tane ceviz içi
ÖĞLEN:Domates çorbası 1dilim buğday ekmeği
ARA: 1tane ayva veya yarım tabak sütaç
AKŞAM:Levrek buğulama ve çoban salatası
3.GÜN
SABAH:1Bardak mısır yulaf gevreği süt,yeşil zeytin
ARA:Bir avuç fıstık
ÖĞLEN:İstediğinizi yiyebilirsiniz
AKŞAM:Domatesli makarna
ARA:1Bardak yoğurt yada yeşil elma

Zayıflamak isteyenler, kilo kontrolü konusunda sıkıntı çekenler dikkat. Bu yazı sizler için. Aslında İç Hastalıkları Uzmanı olan Dr Gürkan Kubilay Almanyada aldığı akapunktur eğitiminden sonra her iki uzmanlığını da birleştirerek insanlara sağlıklı zayıflama ve kilo kontrolu hakkında yardıcı oluyor. Akapunkturun yanısıra Dr Gürkan Kubilayın bazı tavsiyeleri de var tabiki. Öncelike bu tavsiyelere bakalım. Daha sonra da Dr Beye sıkça sorulan bazı soruların cevaplarını görelim.
-Sık sık ve az az günde 5 öğün yemeliyiz
-Her gün yürüyüŞ yapmalıyız
-Porsiyonlarımızı 2 den 1 re indirmeliyiz
-Bölgesel zayıflamak için spor yapmalıyız
-Günde en az 2litre su içmeliyiz
-Evdeki tartıları kaldırmalıyız
-Yemek için değil yaşamak için yemeliyiz
-Yavaş yemeliyiz ve çok çiğnemeliyiz
SORU : Beni Akupunktur iğneleri mi zayıflatacak?
CEVAP : Hayır, Akupunktur ve onu uygulamak için kullanılan iğneler zayıflatma amacına yönelik kullanılmaz.Onların size faydası daha önce binlerce kez önünüze getirilen , ancak yapamadığınız, tahammül edemediğiniz diet listelerini kolayca yapabilmenizi sağlamaktır. Çünkü gittiğiniz her hekim, ya da dietisyen size zayıflamanız için gerekli olan tek şeyi, yani diet listelerini vermek zorundadır. Ancak, o listeye nasıl tahammül edeceğinizi sorduğunuzda verecekleri cevap ‘’Dişini sıkacaksın’’ olacaktır. İşte Akupunktur sayesinde dişlerinizi sıkmadan, güle oynaya, stressiz, mide yanmasız, acıkmadan bu listeleri kolayca yapabileceksiniz.
SORU : Sistemin uygulanışı sırasında kliniğinizde ne kadar kalmak gerekecek?
CEVAP: İlk seans bizim için önemlidir.İlk seansta önce tıbbi sorgulama yapılır.Kan tahlilleri istenir.Size uygun kulak akupunktur haritanız çıkarılır.Size sistemle ilgili 15-20 dk. sürecek bir konferans verilir.Kulak noktalarınızın sterilizasyonu yapılır.İğneleriniz takılır ve bir sonraki randevunuzu aldıktan sonra işleminiz biter.İkinci seanstan itibaren işlemleriniz çok daha kısa sürer.Birinci seansın dışındaki diğer seanslarda size,geçen haftanın nasıl geçtiği ,şikayetlerinizin olup olmadığı sorulur.Sizin söylediklerinize göre yapılan değerlendirme sonucu yeni iğneleriniz takılır.İkinci seansta işlemleriniz birkaç dakika sürer.
SORU : Eğer bende kalp ya da mide hastalığı veya başka bir sorun varsa Akupunktur yaptırabilir miyim?
CEVAP: Kliniğimizde Akupunktur seansına alınmadan önce doktorlarımız tarafından sizlere sağlık durumunuzla ilgili,kilo alma nedenlerinizle ilgili sorulan sorular zayıflama periyodunuzu etkileyecek olan sorulardır.Bu soruların dışında da problemleriniz olabilir,ancak bunlar bizim tedavimizi fazla etkilemeyeceği için endişe etmenize gerek yoktur.Ayrıca Dr. Gürkan Kubilay bir İç Hastalıkları uzmanı olduğu için bu problemlerinizin giderilmesinde de size yardımcı olacaktır.
SORU : Sistem sırasında 7 günden fazla bir yere gitmemiz gerektiğinde ne yapacağız?
CEVAP: Sistemin en önemli noktası budur.Örneğin 15 gün tatile gideceksiniz veya ailenizin bir bireyi rahatsız ve 20 gün ayrı kalacaksınız.Ya da 20 kg verdiniz,sıkıldınız,biraz dinlenmek istiyorsunuz,bu durumda ayrılacağınız günden önce geldiğiniz son randevunuzda bize bunu belirtiyorsunuz.Aynı seansta önce normal iğnelerinizi takıyoruz,sonra da sol kulağınızda özel bir noktaya tek bir tane "Manyetik Bilye"takıyoruz.7 gün sonra iğnelerin etkisi geçtiği için onları kulağınızdan çıkarıyorsunuz.Bilyenize ise bize tekrar gelene kadar dokunmuyorsunuz.Bilye,açlık hissini iğneler kadar bastıramaz, ancak 7 gün sonra akupunktur etkisinin vücuttan uzaklaşmasını engeller,dolayısıyla 15-20 gün sonra gelseniz bile tedaviye kaldığımız yerden devam ederiz. Bilye takılmadan yapılacak ayrılmalarda hem kilo alma riski olabilir hem de tedaviye ikinci başladığımızda direnç gelişebilir.Bilye takılan seanslarda iğneleriniz de takılır.Ancak sizden sadece bilye ücreti alınır.İğne ücretinizi Kubilay Sağlık Hizmetleri karşılar.
SORU : Sabah 1 salata,öğlen bir domates ,akşam bir tabak yoğurt yiyorum.Çok hızlı zayıfladım,mutluyum, ama doğru mu yapıyorum?
CEVAP: Kesinlikle yanlış yapıyorsunuz,siz sadece zayıflamaya çalışıyor,asla doğru yemeyi öğrenmiyorsunuz.Doğal yeme biçiminden uzak olan bu garip yeme biçimini normal hayatınızda devam ettirebilir misiniz?Elbette hayır.Öyleyse gerçek hayatımıza daha uygun,sonradan da rahatça uygulayabileceğimiz listeleri uygulayın ki daha sonra da vücudunuz bunu sıkılmadan yapabilsin.Unutmayın ki kiloyu çok vermeye çalışmak sizi geçici bir süre mutlu eder,ancak sonrasında tekrar aşırı yemeye başlayarak ,hayal kırıklığı yaşarsınız,ayrıca hızlı kilo vermenizin vücuda birçok zararı olacaktır.


Eğer birkaç kilo fazlanız var ve bu küçük yağ fazlalıklarından nasıl kurtulacağınız konusunda kolay ve etkili öneriler peşindeyseniz Prof. Dr. Osman Müftüoğlu'na kulak verin. Müftüoğlu'nun Yaşasın Hayat, uzmanları ile birlikte hazırladığı kolay diyet kitabı (Doğan Kitap) evinizde, işinizde hatta tatildeyken bile uygulayabileceğiniz kolay ve etkili bilgiler içeriyor.

Kilo vermenin 4 altın kuralı

Düşük yağlı, orta düzeyde protein ve yeterli miktarda karbonhidrat içeren diyet. Kek, kurabiye, bisküvi, şeker ve tatlı yerine meyve, sebze, bulgur, makarna ve kepekli ürünler tercih edilebilir.

Egzersiz olmadan olmaz. Kilo yönetimi programı yaşam koşullarınıza uygun size özel hazırlanmış bir egzersiz planını mutlaka içermelidir. Verdikleri kiloyu başarılı bir şekilde koruyanların sırrı günde 30 ila 45 dakika yürüyüştür.

Vazgeçilmez öğün kahvaltı. Atlanan bir kahvaltının ardından yeterli, dengeli ve çeşitli bir öğle yemeği genellikle yapılamaz.

Porsiyon kontrolünün, edinilmesi gereken önemli bir alışkanlık olduğunu unutmayın! Bu sayede kilo kontrolü artık sizin elinizdedir.

Kilo tuzakları

Yanlış 1: Diyet ve light ürünler kilo aldırmaz!

Yanlış 2: Şok diyetler daha çok yağ kaybettirir!

Yanlış 3: Bitki hapları, hızlı kilo verdirir!

Yanlış 4: Limon-greyfurt, ananas zayıflatır!

Yanlış 5: Yağ kıran aletlerden faydalanalım!

Yanlış 6: Masajla kaslara elektrik vermekle, yağ kaybediliyor!

Diyetin sessiz katilleri

Izgara et yemek için gittiğiniz lokantalarda ikram edilen ara sıcaklar. (Yağda kızartılmış soğan halkaları gibi.)

Büyük, çok büyük hamburger menüleri. (Hem karbonhidrat hem de sodyum alımını artırıyor)

Balık ile salatanın mükemmel birlikteliğini bozan yağlı-soslu mezeler. (Kızartılmış karides, midye, kalamar gibi)

Bir kahve molasını 400-500 kalori ilave yaparak kâbusa çeviren kekler, kurabiyeler.

Diyeti bozan içecekler, aşırı miktarda kahve kreması ve şekerle tatlandırılmış büyük bardak (330 ml) kahve çeşitleri.

Hızlı kilo kaybı tehlikelidir

Kilo fazlalığı, özellikle obezite, sağlığın temel düşmanlarından biridir. Fazla kilolardan mutlaka kurtulmak ama bunu doğru bir planla başarmak gerekiyor. Bütün dünyada araştırmalar hangi yaş ve kiloda olursanız olun sağlıklı bir vücudun ayda 2-4 kilodan daha fazla kaybı kabullenmekte güçlük çekeceğini gösteriyor.



Bunlar çok önemli

Tuz kullanımını azaltın. Günde 2-3 gramı geçmeyecek miktarda tuz tüketmeye çalışın.

Yemeklerinize potasyum bakımından zengin, maydanoz, nane, kekik, dereotu, soğan, limon gibi tat vericileri kullanmaya özen gösterin.

Kansere karşı koruyucu etkisi olan sarımsak, sofranızda mutlaka yer alsın.

Bitkisel sıvı yağları tercih edin.

Bol bol tere, roka, yeşil soğan, maydanoz tüketin.

Peynirinizi tuzsuz alın ya da suda bekletin.

Zeytin tüketimini günde 4-5 adet olacak şekilde sınırlayın.

Günde 3-5 porsiyon meyve-sebze tüketin.

Turşu, salamura ve ev salçası tüketimini azaltın.

Alkollü içki hiç kullanmayın.

Tereyağı, margarin, kuyrukyağı ve içyağı kullanmayın.

Alışverişe çıktığınızda sepete bir şey koymadan önce düşünün. Etiketleri okuyun.

Lezzetli, sağlıklı ve hafif pişirme önerileri

Yiyecekler aşırı derecede pişirilmemeli. Çünkü bütün besin değerleri kaybolabilir. En sağlıksız pişirme şekillerinden biri mangaldır. Besinlerin eriyen yağları ateşin üstüne aktıkça yanarlar ve tehlikeli kanserojen madde üretirler. Kızartılırken yanan veya kahverengileşen ekmekler de tehlike oluşturur. Yemek pişirilecek tencere cam ya da paslanmaz çelikten olmalı. Yemeği tatlandırmak için kokulu bitkiler, baharatlar, yağsız yoğurt, tuzu azaltılmış soya sosu, limon ya da sirke kullanabilirsiniz.

"Yorgunluğunuz, durgunluğunuz, bitkinlik, halsizlik ve isteksizliğinizin, uyku bölünmeleri, çarpıntılar yürek sıkışmalarınızın, sırt-bel-boyun-göğüs ağrılarının, kaşıntı ve egzamalarınızın kaynağını ruhsal elektriğinizdeki kontak atmalarında aramalısınız."

Vücudunuz yetenekli bir enerji dönüşüm merkezidir. Taşıdığınız trilyonlarca hücre, besinlerle aldığınız gücü enerjiye çevirebilen organcıklarla donatılmıştır. Yiyecek ve içeceklerle aldığınız gücü kullanılabilir enerjiye çeviren süreçler, müthiş bir düzen içinde tıkır tıkır işler.

Bu süreçleri etkileyen pek çok faktör var. Yaşınız, cinsiyetiniz, hormonal metabolik yetenekleriniz, genetik mirasınız ve kişisel sağlık hikayeniz bunlardan bazılarıdır.

HAYAT bir enerjidir. İhtiyacı olan enerjiyi beden ve ruhun o müthiş işbirliğinden alır.

Yürümek, koşmak, konuşmak, duymak, uyumak, gülmek, kızmak, yazmak gibi hayata ilişkin pek çok şey bu enerjiyi kullanır.

Ne vücudunuzun bol bol enerji üretmesi, NE de kalorileri yüklenmesi kendinizi canlı ve güçlü hissetmenize yetmez. 'Enerji' ve 'canlılık hissi' arasındaki ilişkiyi sadece kaloriler belirlemez.

Canlılık hissinde, biraz ruh sağlığının ve biraz DA duygusallığın yeri olması gerekir.

COŞKUYA ÖNEM VERİN

Enerjik ve canlı kalmayı, eskilerin deyişi ile 'taş gibi olmayı' istiyorsanız, hayatın gücünü sadece yediklerinizde, içtiklerinizde aramayın. 'Hayat çorbası'nın içine birer tutam huzur, coşku, sevinç ve birer parmak keyif, heyecan ve ümit katmaya bakın!

Hayat enerjisinin sadece yedikleriniz, içtiklerinizde gizli olmadığının farkına varmalısınız. Sağlığın 'bedensel ve ruhsal tam bir iyilik hali' olduğunu unutmayıp fiziksel metabolik süreçlere takılıp kalmamalısınız.

Yorgunluğunuz, durgunluğunuz, bitkinlik, halsizlik ve isteksizliğinizin, uyku bölünmeleri, çarpıntılar yürek sıkışmalarınızın, sırt-bel-boyun-göğüs ağrılarının, kaşıntı ve egzamalarınızın kaynağını ruhsal elektriğinizdeki kontak atmalarında aramalısınız. Saydığımız bu ve benzeri sorunlar, çoğu kez bedenden kaynaklanmıyor.

Biraz korku, endişe, üzüntü veya güvensizlik dolu olan tabancayı bir anda patlatıyor.

Eğer ruhsal enerji üretiminizin yeterli olmasını istiyorsanız şu önerileri bir kenara not alabilirsiniz.

ACELECİ OLMAYIN

Yavaşlayın. Sağlıklı bir ruh, bedeni ile yan yana yürüyen, ona gecede gündüzde, korkuda sevgide, tasada, endişede eşlik edendir.

Ruhunuzu bedeninizden ayırmayın, onu koşturup yormayın.

İşe 'yavaşlayarak başlayın'.

Ruhunuzu hayatın doğal hızına, olağan ritmine bırakın. Yemenizi içmenizi, aşık olup sevmenizi, yürümenizi, düşüncelerinizi, mümkün olduğu kadar yavaşlatın.

Acele etmek için çok DA acele davranmayın.

Beden ve ruhunuza baş başa kalmaları, konuşup anlaşmaları için zaman bırakın.

Daha yavaş yemeye, dinlenmeye, uyumaya, zamanı uzatıp daha fazla yaşamaya, hayatı daha çok paylaşmaya bakın.

Eğer hayata daha çok değmek, huzur, keşif, neşe eklemek, hayatı geçmemek istiyorsanız birinci adımın hep aynı olduğunu unutmayın.

İşe yavaşlayarak başlayın.

DİRENÇLİ OLUN

Size daha çok sağlık veren şeyin yalnızca pasta, börek, hamburger ve kurabiyelere gösterdiğiniz direnç olduğunu sanmayın.

Kaliteli ve formda bir hayat istiyorsanız direnmeniz gereken çok şey var:

Karamsarlık, korku, endişe, panik, hiddet, kızgınlık, kabalık, kin ve nefreti hayatınıza sokmayın.

KIZIP SİNİRLENMEYİN

Kızmayın, sinirlenmeyin. Her şey, her zaman daha önce hesaplanan, ölçülüp biçilenden farklı boyutlar kazanabilir.

Çevrenizde sizi üzen, bunaltan şeyler bazen yoğunlaşabilir.

Bunları 'çevresel kirlenme' gibi algılayın.

'Huzurlu olmak, içe dönük yaşamda daha önceden örgütlü olmaktır. Kafa karışıklığı, güçlük, çatışma ve karşıtlıklar hep olacaktır.

Marifet, bu durumlarda DA sinirlenmemek, kızmamaktır.

İç sükuneti, olabildiğince korumaktır' diyor Vincent Peale. Huzur ve sükunetin ürettiği enerji, temiz ve organik bir enerjidir.

Kızgınlık, öfke, nefret gibi zararlı katkıları ihtiva etmez.

DAHA ÇOK SEVİN

Daha çok hayat enerjisi üretmenin en kolay yolu daha çok sevmektir.

Sınırsız, karşılıksız sevmektir. Sevgi oktanı en yüksek, fiyatı en ucuz yakıttır.

Bagajınıza daha çok sevgi yükleyin.

BAZEN BOYUN EĞİN

Kabul edin! Gerektiğinde direnmelisiniz. Ama uzun süreli dirençlerin, beyhude karşı gelmelerin, uzamış streslerin adrenalin, kortizon ve ensülin gibi fazlası can yakan hormonları artırdığını bilmelisiniz.

Biraz şans, kader, kısmet ve biraz DA ilahi takdir hayatın içinde mutlaka yer almalıdır.

Böyle durumlarda Nehru'dan yararlanın:


'Hayat iskambil oyununa benzer. Elinize gelen kartlar gerçekliği temsil eder.

O kartlarla oyunu nasıl oynadığınız ise özgür iradenizi...'

Elinize iyi kartlar gelmediğinde, mevcut kartlarla yetinin. Bekleyin, Kabul edin,

'Bu DA geçer' deyin.


Hayat sonsuz bir enerjidir. Bu enerjiyi sürekli olarak üretmek, üretirken tükenmemek, tüketmemektir.

Kirletmemek ve iyi yönetmek gerekiyor. Marifet hayatı uzatmakta değil, hayatı mutlu kılmakta, ona yeni ve farklı hayatlar ekleyip ritmini ve hızını bozmamaktır.

Sevgili Can Dündar çok haklıdır!

İnsanlar şişirilen kasları, silinen kırışıklıkları ile genç kalmıyor.

Genç kalmak, yaşadığıyla övünebilmek, istediğinde başını alıp gidebilmek, istediğinde kaldığı yerden ya DA sil baştan başlayabilmektir.

Hayata taraf olmaktır.

Hayatı ıskalamamaktır.

Hayatın içinde kalmaktır.

Hayata her yaşta ve her sabah yeniden başlamaktır...


zayıflamak istiyorum

11/22/2009 ·


düşündüm de ben zayıflamak istesem google da araştırma yapmak için ne yazardım... üstteki başlık geldi aklıma....(istedim ki zayıflamak isteyenler gelip bu yazıyı okusunlar:))
size sanki sayfama ilk kez gelmişsiniz gibi zayıflama maceramdan bahsetmek istiyorum yine yeniden..(daha önceden beni tanıyanlar hikayemi biliyo zaten ama..)
ben kendimi bildim bileli kiloluyum.. ama şimdiye kadar öyle çok aşırı değil-di ...boyum 1.58 ...kısa olduğum için daha da toparlak görünüyorum....en fazla 75 civarıydım.. sonra bi gün bende internetle tanıştım ve google çubuğuna o günlerde adını tv de sık ısk duyduğum bi diyetisyenin adını yazdım ve sanaldaki diyet dünyasıyla tanıştım..ordaki foruma üye oldum.. birsürüüü arkadaş edindimm.. bazılarıyla hala sanalda da olsa görüşmeye devam ediyoruz.. bi kaç tanesiyle yüzyüze de tanıştık hatta ama şuan buluşup görüşebildiğim biri yok malesef...
neyse oranın bana çok faydası oldu... kendimi konrol etmeyi ve sorumluluğu öğretti.. eğer gerçekten bişeyi kafama koyarsam başarabileceğimi gösterdi..sonra blog dünyasına kaydık birçoğumuz birer birer.. dostluklarımız burda da devam etti... ben blogumu da yine zayıflama amaçlı açtım ve adresimi "basarabilirim" diye aldım.. orda başladım diyet çabalamalarımı yazmaya sonra orası gerçekten günlük oldu:))ben de eylül 2006 da gerçekten zayıflamaya karar verdiğim için diyet blogu oarak bu adresi açtım.. günü gününe her gün ne yediğimi yazdım oyun haline getirdim bazen yediklerimin resmini çekip koydum bazen basküldeki rakamın resmini.......ve eylül 2006 benim için hayatımda dönüm noktası oldu ve bir ayda 75ten 70e düşerek 5 kg vermeyi başardım.. bu kendime olan güvenimi geri getirdi.. ekimde biraz gevşesemde 6lı rakamları görmeye başladım:))o yıl öğretmenler gününde falan kendimi çok zayıf hissediyorum.. oysaki hala bissürü fazlalığım vardı ama hiç hatırlamadığım 6lı rakamlardaydım ya...sonra bi kaç ay yerimde saydım 69un kıyısına gelip elimde tutmak için olduğum yerde sayıyodum yalnızca... vee evlenmeye karar verdim!!!ve ben yeniden tutuştum...haziranda 66ya gelebilmiştim ve malesef ordan geri de gidemedim.. temmuzda düğünüm oldu ve ben ipleri koyverdiim..(((ve işte o zaman tersine gidişat başladı .... 6ayda 10 kg alarak 77ye çıkmayı başardım.. ve 14 şubatta hayatımın en güzel haberini aldım hamile olduğumu öğrendim...sonrası malum kg almaya bilerek ve isteyerek devam...78 -80-82-84.. çifter çifter aldım kiloları aylar geçtikçe..sonra 85-87-89 ALMAYA DEVAM:((..doğuma 93 kg ile gittim, hastaneden eve geldiğimde 87ydim haftasına 83lüleri görmeye başlamıştım kii yeniden tırmanmaya başladı.. 85 olduğumda buraya döndüm artık yeniden zayıflamaya başlayayım dedim ama bi haftalığına bayramdan önce köye gittim..
köyde geçen bayram tatilinden 88le döndüm ve malesef aldığımı veremedim.. şu an 88 kgyim:((

ALINTI:zayıflamak istiyorum

« Önceki ::

diyet